ADALET ARAYIŞINIZDA YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Mahkemece davacı tarafa irade bozukluğu hususunda delillerini varsa tanıklarını ibraz etmesi için süre vermeli ve feragatin geçerli olup olmadığını netleştirdikten sonra karar verilmelidir.

T.C YARGITAY

7.Hukuk Dairesi

Esas: 2014 / 5998

Karar: 2014 / 15746

Karar Tarihi: 09.07.2014

ÖZET: Mahkemenin gerekçesinde İşverenler tarafından kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek işçilerin işten çıkartılabileceğinin 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlendiği belirtilmişse de bu durum ancak fesih için geçerli sebeplerin mevcut olması durumunda söz konusu olabilmektedir. Keyfi hareket edilemez, Yine Mahkeme gerekçesinde davacının duruşmada “işten çıkartırlarsa çıkartsınlar” beyanı davacının işten çıkartılmaktan çekinmediği ve bu nedenle feragat etmediği işveren ile yaptıkları anlaşma sonucu davadan feragat ettiği, şeklindeki tespiti de böyle bir anlaşma mevcut olmadığından isabetsiz olmuştur. Davacıya irade bozukluğu sebeplerini delillendirmek için süre verilmeli ve sonucuna göre feragatin geçerli veya geçersiz olduğu tespit edilerek dava hakkında karar verilmelidir.(4857 S. K. m. 41, 46, 47, 57) (6098 S. K. m. 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39) (6100 S. K. m. 311)

Dava: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

Karar: Davacı vekili, davacının davalılara ait iş yerinde 01/05/2007 tarihinde çalışmaya başladığını, çalıştığı süre içerisinde işçilik alacaklarının ödenmediğini belirterek fazla mesai, hafta tatili, yıllık izin ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.

Davalı Belediye vekili husumet itirazında bulunarak ihale ile işi diğer davalı firmaya verdiklerini kendilerinin sorumlu tutulamayacağını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddini talep etmiş, davalı şirket vekili ise zamanaşımı itirazında bulunarak davacının Belediyenin işinde çalıştığını ve Belediyenin resmi kurum olması nedeniyle çalışmaların saatli ve düzenli olduğunu, fazla çalışma yapılmadığını, dini milli bayramlarda ve hafta tatillerinde çalışma olmadığı davacının yıllık izinlerini ve hafta tatilini kullandığını, tanıkların da davası olduğundan tanıklıklarını kabul etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının sunmuş olduğu 24/01/2014 havale tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği, kimlik tespitinin yapıldığı ve feragat dilekçesinin davacı tarafça verildiği şerh düşüldüğünü, aynı gün re’sen açılan celsede davacı vekili, davacı asil ve davalılar vekillerinin hazır bulunduğunu, davacının duruşmada feragat dilekçesini işten çıkarılma tehdidi ile imzaladığını belirterek feragat dilekçesinden vazgeçtiğini, davaya devam etmek istediğini beyan ettiğini belirtilerek, İşverenler tarafından kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek işçilerin işten çıkartılabileceğinin 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlendiği, dolayısı ile işçi açısından işten çıkarılma tehdidinin feragat beyanı alınması açısından geçerli bir ikrah sebebi sayılamayacağı, avukat tutarak çalışmaya devam ettiği halde alacakları için dava açan davacının başlangıçta dahi işten çıkarılma riskine rağmen davayı açtığı, duruşma esnasında ” işten çıkartırlarsa çıkartsınlar ” şeklindeki beyanı da dikkate alındığında aslında davacının işten çıkartılmaktan çekinmediği, bu sebeple davadan feragat etmediği, işveren ile yaptıkları anlaşma sonucu davadan feragat ettiği, daha sonra da feragatten vazgeçtiği, davalılar vekillerinin feragatten vazgeçmeyi kabul etmediklerini, davalı Group Air şirketi vekili de ihaleyi başka bir firmanın aldığını, baskı yapmalarının söz konusu olmadığını beyan ettiğinden ve feragatten vazgeçmenin mümkün olmaması gerekçesiyle davacının vaki feragati nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.

İrade bozukluğu halleri 6098 Borçlar Kanunun 30-39. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı HMK 311. maddesinde Feragat ve kabul, kesin hüküm gibi sonuç doğurur. İrade bozukluğu hallerinde feragat ve kabulün iptali istenebilir. Hükmü mevcuttur. Doktrinde de, davacı feragatten dönemez, feragati ile bağlıdır. Fakat davacı, feragatin irade bozukluğu nedeniyle geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilir veya feragatin iptali için ayrı bir dava açabilir. HMK 311 1 cümle 2 (Medeni Usul Hukuku Prof. Baki Kuru, 2011 Ank. 529.syf.)

Davacı tarafın sunduğu feragat dilekçesi incelendiğinde matbu bir dilekçe olduğu, Mahkeme esas numarası, Ad ve soyadı kısmının sonradan doldurulduğu tespit edilmiştir. Belgede tarih bulunmamasına rağmen Mahkemeye 24.01.2014 tarihinde verildiği ve Mahkeme katibince el yazısı ile kimlik tespitinin yapıldığı ve dosyanın duruşması 27/01/2014 gününe bırakılmış ise de, davacı asilin feragat dilekçesi vermesi üzerine 24.01.2014 tarihinde re’sen celse açıldığı anlaşılmıştır.

Davacı asil duruşmada: “Feragat dilekçesini bizden işten çıkarılacağımız tehdidi ile aldılar, feragat etmezsek işten çıkaracağız deyince bende feragat dilekçesini imzalamak durumunda kaldım, dilekçenin altındaki imza ve yazı bana aittir, K. D. bize bu belgeyi imzalamamızı söyledi, biz de toplu olarak imzaladık ve buraya geldik, ben şuan feragat dilekçemden vazgeçiyorum, davaya devam etmek istiyorum, beni işten çıkartılarsa çıkartsınlar, şeklinde ve vekili de davalı Group Air firmasının yetkilisi tüm müvekkilleri toplayarak yeni ihale alan firmada işe alınmayacakları tehdidi ile davadan feragat etmeleri için kendilerine baskı yapmıştır, müvekkiller de işlerini kaybetmemek adına dava konusu alacakları ile ilgili hiç bir para almadıkları halde davalarından feragat etmek zorunda kalmışlardır. Bu hususu da biz haricen öğrendik, müvekkillerin dilekçe vererek feragat ettiklerini de şu anda öğrenmiş bulunuyoruz, müvekkil tarafından rızasına uygun alınmış bir feragat dilekçesi yoktur, davalı Group Air temsilcisi K. D. tarafından bütün davacılar ofise çağırılarak hazırlanan dilekçeler imzalatılmıştır, işçiler toplu olarak onlar tarafından adliyeye getirilmiştir, ihaleyi yeni alan firma ile group air harici ortaktır, o nedenle işçilere bu konuda sürekli baskı yapılmaktadır, eğer davalarından feragat etmezlerse işe alınmayacakları yada işten çıkartılacakları ile tehdidi vardır, geçerli bir feragat dilekçesi yoktur, müvekkil yapılan baskıları da açıklamıştır, davaya devam edilmesini talep ederiz, şeklinde beyanda bulunmuştur.

Davacı her ne kadar işten çıkartılacağı tehdidi ile alındığından feragatten vaz geçtiğini beyan etmişse de davacının gerçek iradesinin feragatin geçersizliğine dair olduğu beyanlarından anlaşılmıştır.

İrade bozukluğu hallerinde aynı davada bu husus dile getirilebileceğinden Mahkemece davacı tarafa irade bozukluğu hususunda delillerini varsa tanıklarını ibraz etmesi için süre vermeli ve feragatin geçerli olup olmadığını netleştirdikten sonra karar verilmelidir. Ayrıca Mahkemenin gerekçesinde İşverenler tarafından kıdem ve ihbar tazminatları ödenerek işçilerin işten çıkartılabileceğinin 4857 sayılı İş Kanunu’nda düzenlendiği belirtilmişse de bu durum ancak fesih için geçerli sebeplerin mevcut olması durumunda söz konusu olabilmektedir. Keyfi hareket edilemez, Yine Mahkeme gerekçesinde davacının duruşmada “işten çıkartırlarsa çıkartsınlar” beyanı davacının işten çıkartılmaktan çekinmediği ve bu nedenle feragat etmediği işveren ile yaptıkları anlaşma sonucu davadan feragat ettiği, şeklindeki tespiti de böyle bir anlaşma mevcut olmadığından isabetsiz olmuştur. Davacıya irade bozukluğu sebeplerini delillendirmek için süre verilmeli ve sonucuna göre feragatin geçerli veya geçersiz olduğu tespit edilerek dava hakkında karar verilmelidir.

Eksik inceleme ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.

Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı tarafa iadesine, 09.07.2014 tarihinde oybirliği ile, karar verildi.