ADALET ARAYIŞINIZDA YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Uyuşturucu madde kullanımı

T.C. YARGITAY
10.Ceza Dairesi
Esas:  2011/12994
Karar: 2011/56809
Karar Tarihi: 31.10.2011 

ÖZET: Somut olayda, mahkeme tarafından sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı açıkça belirtilmeden, bir yandan uyuşturucu madde kullandığına ilişkin savunmasına yollama yapıldığı, diğer yandan tedaviye hükmolunmadığı anlaşıldığından; öncelikle sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının kabul edilip edilmediğinin gerekçesiyle birlikte gösterilmesi, sonucuna göre TCK’nın 191. maddesinde öngörülen seçenek uygulamalardan birine göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırıdır. (5237 S. K. m. 62, 191)

 Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık A. hakkında Kayseri Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi’nce 21.01.2010 tarihinde 2009/141 esas ve 2010/55 karar sayı ile verilen mahkumiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.06.2011 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:

 Mahkemece sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, ayrıca aynı Kanun’un 191/2. maddesi gereğince ceza süresince denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına hükmolunmuştur.

 Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında;

 <1- 19.12.2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere 2 seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ila dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkum olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukuki durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği,

 2- Uyuşturucu madde kullanmakta olduğunu belirten sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesi uyarınca tedaviye de hükmedilmesi gerektiği,

 Gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.> denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.

 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun’la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesinde; uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında;

a) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmamış ise, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra uyarınca sadece denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi,

 b) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış ise, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebileceği, belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi gerekmektedir. Gösterilen gerekçenin yerinde olup olmadığı olağan yasa yolu incelemesinde denetlenebilir; ancak olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma isteği üzerine denetlenemez. Diğer yandan, açıkça yasaya aykırı olan veya kendi içinde çelişen bir gerekçe, gerekçe sayılmaz.

Somut olayda, mahkeme tarafından sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığı açıkça belirtilmeden, bir yandan uyuşturucu madde kullandığına ilişkin savunmasına yollama yapıldığı, diğer yandan tedaviye hükmolunmadığı anlaşıldığından; öncelikle sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde kullandığının kabul edilip edilmediğinin gerekçesiyle birlikte gösterilmesi, sonucuna göre TCK’nın 191. maddesinde öngörülen seçenek uygulamalardan birine göre hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi bu nedenle yerinde görüldüğünden; Kayseri Beşinci Sulh Ceza Mahkemesi’nin 21.01.2010 tarihli, 2009/141 esas ve 2010/55 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılarak sonucuna göre gereken hükmün verilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 31.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)